- 27 Temmuz 2026, 22:41
Çocuk Çocuktur, Muhatap Yetişkindir: Çocukluğumda Kalan O Haksızlık
Çocukluk anıları insanla birlikte büyür derler. Bazıları tatlı bir tebessümle hatıra sandığında saklanır, bazıları ise aradan yıllar geçse bile ilk günkü gibi sızlatır. İnsanın içindeki o adalet duygusunun ilk defa zedelendiği, hakkını aramanın suç haline getirildiği anlar vardır. Bugün yetişkin bir eğitmen olarak çocuklarla çalışırken, o günleri düşünüp hayret ediyorum. Bir yetişkinin, bir çocuğa el kaldırmasının ne kadar akıl almaz bir şey olduğunu şimdi daha iyi anlıyorum.
Olay, babaannemlerde yatıya kalmaya gittiğim günlerde yaşanmıştı. Annemler yanımda değildi, babamların gelmesine bir gün kalmıştı. O sırada tabletimle dijital bir oyun oynuyordum. Oyun sırasında yaşanan o anlık anlaşmazlıkta, başka birinin çocuğu bana vurmaya, beni ittirmeye, bağırmaya ve oyuncağımla ilgili hakkımı yemeye kalkışmıştı. Ben de baktım ki bana müdahale ediliyor, kendimi korumak için tepki gösterdim. O çocuk 5 yaşındaydı, ben ise 7,5 yaşındaydım.
Olayın ardından aniden o çocuğun annesi çıkageldi. Kadın 22-23 yaşlardaydı; yani tam da benim bugün bulunduğum yaşlardaydı ve o detayı çok net hatırlıyorum. Karşısında bir çocuk olduğunu tamamen unutmuş, bana sanki yetişkin biriyle tartışıyormuş gibi davranarak hesap soruyordu. Öyle ki bana tokat atmıştı ve yaptığı bu harekette zihnen kendini o kadar haklı görüyordu ki... Sanki kendi çocuğunu koruyan "kahraman" bir anne rolü kesiyor, bana karşı adeta bir yetişkinmişim gibi öfke kusuyordu. 7,5 yaşındaki bir çocuğun yanağını sızlatan o tokat, sadece fiziksel bir acı bırakmadı; zihnimde ve özgüvenimde onarılması uzun süren derin bir zedelenme yarattı.
İçimdeki o korkuyla durumu hemen evdeklere anlatmaya çalıştım. Ancak büyüklerin tavrı olayı çözmek yerine kapatmak oldu. İşin en acı kısmı, babaannemlerin durumu örtbas etmeye çalışmasıydı. Hakkımı aramaya çalıştığımda ağzıma lafı tıktılar. "Yok çocuk, çocuk vurdu" demeye getirip olayı basitleştirdiler. Hayır, çocuk vursun anlarım; ama bana vuran o çocuk değil, bir yetişkindi, bir anneydi! Kadının bana vurduğunu bas bas bağıra bağıra söyledim ama inandıramadım, daha doğrusu dinlemek istemediler. Bilerek gerçeği örtbas ettiler.
Ertesi gün babamlar geldi ve olay o zaman patlak verdi. Durum babamın kulağına gittiğinde babam babaannemlere "Siz niye böyle bir şeyi bize söylemiyorsunuz?" diye tepki gösterdi. Komşu kadını eve çağırdılar, konuştular. Babam haklı olarak çıkıştı, "Bir yetişkin olarak bir çocuğa vurulur mu?" dedi. O sırada kadın hâlâ o çarpık zihniyetiyle konuşmaya devam ediyor; babamlara karşı ben sanki yetişkinmişim ve o da bana tokat atmakta sonuna kadar haklıymış gibi savunma yapıyordu. Kendince "muhteşem bir annelik" yapıp "Benim çocuğum değerli" imajı vermeye çalışarak, sanki karşısında çocuk değil de yaşıtı biri varmış gibi konuşuyor ve bana vurduğu için kendisini akıl almaz bir şekilde haklı çıkarıyordu.
Babam "Ne yapalım o zaman, biz de senin çocuğuna mı vuralım?" diye çıkıştı. Kadın yüzsüzce "O zaman bana vurun" dedi. Babam "Aynı şey mi?" dedi. Bana yaşımı sordular, 7,5 yaşındayım dedim. Kadın hâlâ kendi mantığınca "Ama benim çocuğum küçük" diyerek diretiyordu. Babam, kadının beni sanki yetişkin bir bireymiş gibi kalıplaştırmasına ve bana tokat atmakta kendini tamamen haklı göstermesine çok sinirlendi. Kadının bu absürt mantığına tepki olarak, "O zaman 2 buçuk yıl sonra çocuğunu getir, öyle vuralım" diyerek kadının ne kadar tutarsız ve saçma konuştuğunu doğrudan yüzüne vurdu; çünkü kadın kendi zihninde beni çoktan bir yetişkin yerine koymuştu ve buna inanarak savunma yapıyordu.
Sonunda kadına özür dilettirdiler ve kadın benden özür diledi. Dilemesine ama içimdeki o düğüm çözülmedi. Kendimi suçlu hissettim. Sanki o olay benim yüzümden çıkmış, sanki ben bir hata yapmışım gibi bir psikolojiye büründüm. Sonrasında okul döneminde uğradığım zorbalıklar da eklenince, belki de o dönem yaşadığım bu olay yüzünden sesimi çıkaramadım; hakkımı savunamadım ve içime kapandım. Bu olay bana ruhen ne kadar derin bir zarar vermişti, şimdi çok daha net görüyorum.
Babaannemlerin anlattığına göre, olaydan sonra komşu olmalarına rağmen karşılaştıklarında o anne artık selam vermezdi. Hiç yanıt bile vermeden kötü kötü bakar, adeta suçlu gibi değil de küfreder gibi bakardı. Kadının bu tavırlarını babaannemlerden duydukça kendimi daha da suçlu hissederdim; sanki ortada bir haksızlık varsa o da benim sesimi çıkarıp bu konuyu büyütmemden kaynaklanıyordu, sanki kadın bana vurmakta haklıydı da ben burada susmayarak komşuluk ilişkilerini bozmuşum gibi bir yüke kapılırdım. O an çocuk aklımla kendime "Acaba bana vurmakta, tokat atmakta haklı mıydı? Daha mı fazlasını yapmalıydı?" diye sormuştum. Zihinsel problemleri olan biri miydi bilemiyorum; ama bir yetişkinin bir çocuğa o şekilde vurması ve kendini bunda haklı görmesi asla normal değil.
Geçen gün okula götürmek üzere çocuklara etkinlik hazırlarken hazırladığım materyallere bakarken birden bu anı aklıma geldi. Kullandığım görseller, hazırladığım o materyaller bana çocukken tablette oynadığım o oyunu ve o günleri aniden hatırlatıverdi. Şimdi ben de o yaşlardayım, bir eğitmen olarak çocuklarla çalışıyorum. 7,5 yaşındaki bir çocuğa gidip el kaldırmanın, ona vurmanın ne kadar yanlış ve kabul edilemez bir şey olduğunu çok iyi biliyorum. Bir yetişkinin bir çocuğa el kaldırmasının hiçbir mantıklı açıklaması olamaz; ortada bir sorun varsa bunun muhatabı yetişkinlerdir, bir çocuğa şiddet göstermek asla başka bir şeyle bağdaştırılamaz.
Aradan yıllar geçse de, çocukken uğranılan haksızlık ve o sesinin kısılmaya çalışılması insanın içinden gitmiyor. Çocuk çocuktur; ama bir yetişkinin ve bir annenin, karşısındaki 7,5 yaşındaki çocuğa sanki bir yetişkinmiş gibi davranıp tokat atmasını normal görüp kendini haklı zannetmesi ne ahlaka sığar ne de insanlığa.
