- 30 Temmuz 2026, 21:59
Kaldırımlar Araçların Değil, İnsanlarındır!
Sabahın erken saatleri, işe yetişme telaşı, minibüsten inip o adımı atma anı... Ellerimde çocuklara götürdüğüm, tek tek özenle tasarladığım o ağır ahşap materyal dolu çantalarla birlikte her gün aynı stres, her gün aynı can pazarı. Neden mi? Çünkü İstanbul’da, çalıştığım kurumun güzergahındaki Kavaklı Mahallesi Orhangazi Caddesi üzerinde bulunan kargo işletmesi, koskoca kaldırımı kendine otopark ve mal indirme alanı zannettiği için.
Yaklaşık 3 haftadır bu cehennemle uğraşıyorum. Günlerce aradım, şikayet ettim, bu durumdan son derece muzdarip olduğumu defalarca söyledim. Tam 7-8 kez belediyeyi aramak zorunda kaldım. Bir yayanın en temel hakkı olan kaldırımda yürüyemediğim ve ellerimdeki ağır eğitim çantalarıyla otoyola inmek zorunda kaldığım için, her sabah kamyonların ve tırların arasında can korkusuyla koşuyorum. Çünkü kaldırım tamamen araçlar tarafından işgal edilmiş durumda.
Üstelik bu tehlikeyi yaşayan tek kişi de ben değilim. Geçtiğimiz günlerde o yolda, iki küçük çocuğuyla oradan geçmek zorunda kalan bir annenin dramına şahit oldum. Kadın, çocuklarından birini kucağına almış, diğerini elinden tutmuş; o kamyonların ve ağır vasıtaların arasında can havliyle koşturuyordu. Bir annenin yaşadığı o manzarayı görmek içimi acıttı; bu sadece benim değil, o yolu kullanan herkesin, çocukların, yayaların hayatının nasıl hiçe sayıldığının en acı kanıtıydı.
Günlerce aradım, şikayet ettim. Sonunda ne mi oldu? Günlerce oyaladıktan sonra belediyeden gelen resmi yanıt tam olarak şu rezalet oldu:
"Zabıta ekiplerimiz kontrol etti, iş yerinin ruhsatı var. Herhangi bir olumsuzluk tespit edilmedi ancak işletme müdürüne gerekli uyarılarda bulunulmuştur."
Bunu okuduğumda adeta çıldırdım. Olumsuzluk tespit edilmemiş! Tabii ki masabaşından rapor yazarken göremezsin; çünkü ben o ahşap çantaların ağırlığıyla, o anne çocuklarıyla kamyonların arasında canımızı kurtarmaya çalışırken onlar ofislerinde oturuyorlar. İşletme sahibi müdür sanki bir lütufmuş gibi "Dikkat edeceğiz" demiş, belediye de konuyu "Sonuçlandırıldı" diye kapatmış. Sanki ben 3 haftadır haksız yere peşlerinde koşturuyormuşum, sanki o kamyonların arasında koşmak bizim aslî görevimizmiş gibi bir hava yaratılmış.
Belediyenin bu saçma ve sorumluluktan kaçan yanıtına karşı verdiğim cevabı buraya bırakıyorum, çünkü bu rezilliğin üstünün örtülmesine asla izin vermeyeceğim:
"Kaldırıma park edilmesinde herhangi bir yasal sorun olmadığını savunmanızı, olası bir sakatlanma veya ölüm durumunda sırf bu araçlar yüzünden otoyoldan yürümek zorunda kalmamı tamamen göz ardı etmenizi ve durumu sadece işletmenin hoşgörüsüne bağlamanızı asla kabul etmiyoum. Sizin kadar rezalet bir kurum ve belediye görmedim. Sorunu hiçbir şekilde çözemeyip süreci 3 hafta boyunca uzatmanız sonucunda, sanki ben haksızmışım, sanki kaldırımdan değil de otoyoldan kamyonların arasında zaten koşmam gerekiyormuş ve işletme lütfedip kaldırımdan araçlarını çekecekmiş gibi bir üslup kullanmanızdan hiç memnun değilim.
Bu yanıtınızı ve 3 hafta boyunca yaşattığınız bütün mağduriyeti olası tüm mecralarda paylaşacağım. Bu tam anlamıyla bir rezalettir! İşe giderken her gün kullandığım o yolda yaşayacağım olası bir sakatlanma veya ölüm durumundan tamamen siz sorumlu olacaksınız!"
Buradan açıkça söylüyorum: Bu işin peşini bırakmaya niyetim yok. "Uyardık, ilettik" diyerek bu ihmali geçiştirmenize göz yummayacağım. O yolda başıma veya tek bir masum insana gelebilecek her şeyin tek sorumlusu bu basiretsiz yönetimdir. Yayalar görünmez değildir, hakkımızı da aramaktan vazgeçmeyeceğiz!
GÜNCELLEME: Bu yazının yayınlanmasından ardından da sürecin takipçisi olmaya devam ettim. Aradan ortalama bir ay geçtikten sonra, yapılan ısrarlı aramalar ve kararlı girişimler sonucunda ilgili yetkililer nihayet harekete geçti ve o araçlar kaldırımdan kaldırıldı. Düşünsenize; eğer pes edip işin peşini bıraksaydım ve otoyolda kamyonların arasında yürümek zorunda kalmaya devam etseydim... Muhtemel bir kazada, kaldırım dururken yoldan yürümek zorunda bırakıldığım için tüm suç bana yıkılacak ve sorumlusu şahsım ilan edilecekti!
