- 03 Ekim 2026, 15:53
"Native" Yalanı ve Butik Anaokullarının Gizli Yüzü: Çocuklarımızın Eğitimi Kimin Eline Bırakılıyor?
Oryantasyon süreçleri yeni bitti, okullar kapılarını açtı. Minik minik sırt çantaları derken ebeveynler çocuklarını güvenle geleceğe hazırladıklarını sanıyorlar. Özellikle son yıllarda parlayan, "bilingual" (çift dilli) eğitim vaadiyle bütçeleri zorlayan butik anaokulları, bu dönemin en popüler cazibe merkezleri. Peki, kapıdan içeri girdiğimizde velilere vaat edilen o rüya tablo ile arka planda dönen gerçekler gerçekten örtüşüyor mu?
Maalesef cevap koca bir hayır.
Kısa süre önce içler acısı sistemini fark edip, tamamen ticari kaygılarla ve öğrenci odaklılıktan fersah fersah uzakta işleyen bir kurumdan istifa ettim. Ayrılış sürecimde yaşananlar ve yerime getirilen "eğitmen" profili, bu sektördeki çürümüşlüğün, dolandırıcılığın ve göz boyamanın en somut kanıtı oldu.
İngilizce Öğretmeni Diye Sunulan "Yabancı Uyruklu" Gerçeği
Çalıştığım kurumda ve benzeri birçok butik anaokulunda "bilingual eğitim" safsatası, sadece velilerin cebindeki parayı çekmek için kurgulanmış bir illüzyon. Sınıflara giren sözde İngilizce öğretmenleri bırakın akıcı bir İngilizceyi, çocuklarla şakır şakır, benim dahi konuşamayacağım düzeyde Türkçe konuşuyorlar. Dil yetkinlikleri sıfır.
Peki, bu insanlar nasıl seçiliyor? Tek bir kriter var: Yabancı uyruklu olmak.
Fakat bu kişiler gerçekten dil yetkinliği olan insanlar mı? Kesinlikle hayır. Genellikle çalışma izni olmayan, işverenin sigorta masrafından kaçmak için kayıtsız çalıştırdığı göçmen arkadaşlarımız. Daha da vahimi, bu kişilerin adli sicil kayıtlarına bile bakılmıyor. Hadi geçelim onları, asıl odak noktamıza gelelim.
İstifa Sonrası "Uyum" Süreci ve Arap Kökenli "Native" Vakası
İstifamın ardından, kurum benden yerime buldukları kişiye sistemi göstermemi, alıştırmamı istedi. Normalde başkaları işten ayrılırken ya da sigortasız oldukları için istediklerinde çat diye çıkabiliyorken, işlerine geldiğinde "İki hafta kalacaksın, iki hafta ihbar süren var" diye kuralları çalışanlara dayatmaya kalkıyorlar. Ama iş bana gelince, "Kusura bakmayın, ben iki hafta kalamam; düzeniniz için en fazla bir hafta verebilirim" dedim ve bu şekilde anlaştık.
Gelen yeni eğitmen kız o kadar tatlı ve iyi niyetliydi ki, onunla bayağı anlaştık, konuştuk. Ona nasıl ders anlatması gerektiğini, hangi şarkıları açması gerektiğini gösterdim. Çünkü kız bir çocuk şarkısı dahi bilmiyordu. Evet, bilmiyordu! Okul öncesi öğretmeni ya da okul öncesi İngilizce öğretmeni olan biri nasıl bir çocuk şarkısı bilemez? Çocuklarla nasıl konuşacağını, ne göstermesi gerektiğini, çocukların gelişimsel düzeylerini nasıl bilmez?
Konuşurken öğrendim ki bu kız, üniversitede uluslararası ilişkiler okumak için Hindistan’a gitmişti. Kendisi Arap kökenliydi. Türkiye’ye ise sadece burada yüksek lisans yapmak için gelmişti. Bizim üniversite öğrencilerimiz kafelerde, marketlerde ya da butiklerde ek iş yapar ya, bu kız da ek iş olarak öğretmenlik yapabileceğini düşünmüş ve rastgele bir sürü yere başvurmuş. Bu kurum da onu aramış ve benden sonra öğretmen olarak işe almış.
Kızın ilk deneyimi buydu; bir çocukla bile temasta bulunmamıştı! Bırakın eğitmenlik derecesini, çocuklarla nasıl iletişim kurulacağını dahi bilmiyordu. Peki, İngilizcesi nasıldı? Doğruyu söylemek gerekirse koyu bir Hint aksanıyla konuşuyordu. Ama olsun, ortada muazzam bir aksan vardı; kim bilir, belki de Londra'nın ya da California'nın göbeğinde hiç rastlanılmamış, sadece onlara özel bir aksandır bu! Veliler nereden bilecek? Nasıl olsa sırf türk uyruklu olmadıkları için "Native" diye yutturuyorlar ya, işte bütün mesele bu!
Çocuklarımızın Geleceği Ticari Birer Rakam Değil!
Bir eğitimci olarak bu tablodan içim sızlıyor. Veliler onbinlerce lira öderken çocuklarının yetkin ellerde büyüyeceğini sanıyorlar. Oysa arka planda hiçbir deneyimi olmayan, adli sicili dahi sorgulanmayan, sırf yabancı uyruklu olduğu için "native" denilerek başköşeye konulan kişiler anaokulu sınıflarını dolduruyor.
Bu düzene göz yummadığım ve sesimi çıkardığım için huzurluyum. Eğitmen olmayan kişileri bu şekilde eğitmen diye pazarlayanların ekmeğine yağ sürmemek ve velilerin bu gerçeği görmesini sağlamak hepimizin sorumluluğu.
Çocuklarımız bunu hak etmiyor.
Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz? Çocuğunuzun okulunda sunulan yabancı dil eğitiminin arkasındaki gerçekleri hiç sorguladınız mı?
