- 08 Ağustos 2026, 17:56
Eylül Yaklaşırken Çocuğum İçin İngilizce Eğitim Veren Bir Anaokulu Arıyorum: Nasıl Bir Kurum Seçmeliyim, Nelere Dikkat Etmeliyim?
Eylül dönemi yaklaşırken 2-6 yaş aralığı çocuğu olan veliler çocukları için bir okul öncesi eğitim kurumu arayışına girdi. Şüphesiz ki bu eğitim kurumlarında en çok velilerin dikkat ettiği konulardan biri de erken çocuklukta yabancı dil eğitimi oluyor. Çocuğum anaokuluna başlarken İngilizce eğitimi de alsın istiyorum; peki nasıl bir kurum tercih etmeliyim? Çift dilli (bilingual) bir okul mu seçmeliyim, yoksa nitelikli bir branş dersi mi yeterli olur? Günümüzde neredeyse her kurumun afişlerinde "çift dilli eğitim" vaatlerini görüyoruz. Kesinlikle yanlış anlaşılmasın; bilingual eğitim düzgün uygulandığında, çocukların gün boyu hedef dile maruz kalmasıyla gerçekten harika sonuçlar veren muazzam bir sistemdir. Doğru ve hakkıyla yapılan çift dilli eğitime hiçbir lafımız yok; aksine artıları çok fazladır. Fakat mesele tam da bu sistemin her yerde doğru uygulanıp uygulanmadığında saklı.
Velilerin karşılaştığı bu ikilemde karşımıza iki temel seçenek çıkıyor: Gerçek anlamda hakkıyla uygulanan çift dilli sistemler mi, yoksa alanında uzman eğitmenlerin belirli periyotlarla yürüttüğü nitelikli İngilizce branş dersleri mi?
Günümüzde "bilingual eğitim sistemi" adı altında faaliyet gösteren farklı kurum tiplerini ve bizzat şahit olduğum tabloları yakından incelediğimizde işin rengi değişiyor.
Bir tarafta butik okullar var; "bilingual eğitim veriyoruz" diye ortalıkta geziyorlar ama içeri bir bakıyorsun, içerideki İngilizce öğretmeni çocukların yanında şakır şakır Türkçe konuşuyor. Bilingual eğitimden zerre haberleri yok, içeride tam anlamıyla bir kaos hakim.
Diğer tarafta ise bir süreliğine bünyesinde çalıştığım kolej dahil olmak üzere gördüğüm başka bir tablo var. Boy boy afişler asıyorlar: "Uzman eğitim kadrosu", "deneyimli kadro" diye. Oysa CV'leri inceleme fırsatı bulduğumda gerçeği kendi gözlerimle gördüm. Ortada ne okul öncesi öğretmenliği var, ne çocuk gelişimi mezuniyeti var, ne de İngilizce öğretmenliği bölümü mezuniyeti var. Bunların hiçbiri yok; alakasız bölümlerden mezun, hatta herhangi bir mezuniyeti dahi olmayan kişileri, sırf yabancı oldukları için sınıflara İngilizce öğretmeni olarak tıkıyorlar. İçeride ne pedagojik yeterlilik var ne de bu yaş grubunu yönetebilecek bir altyapı.
Tabii ki işini gerçekten hakkıyla, kuralına uygun ve iki öğretmenli sistemle yapan o kurumların başımızın üstünde yeri var. Eğer bir kurumda gerçekten sınıfn içerisinde gün boyu bulunan bir anaokulu öğretmeni hem de sadece hedef dilde iletişim kuran ikinci bir eğitmen aktifse, o sistem mükemmeldir.
Ancak tabelasında bilingual yazıp içi boş olan, düzensiz sistemlere mahkûm olmak zorunda değilsiniz. Kâğıt üstündeki o karmaşık yapılardansa, alanında uzman bir eğitmenin belirli periyotlarla yürüttüğü nitelikli İngilizce branş dersi çok daha etkilidir. Burada kritik nokta sürenin uzunluğu değil, o sürenin ne kadar verimli geçtiğidir.
Peki, Kurumların Söylediklerine Ne Kadar İnanmalıyız? Gerçekleri Nasıl Anlarız?
Bütün bunlardan sonra asıl kritik soru şu: Kurumlar bize "uzman kadroyuz, bilingual eğitim veriyoruz" dediğinde buna körü körüne inanacak mıyız? Asla! Çünkü ben ne yazık ki mezun olmadığı halde üniversite mezunu gibi aktarılanları, çalışmadığı yılları tecrübe gibi gösterenleri çok gördüm. Kurumlara kalsa "Tabii ki öğretmenimiz asla Türkçe konuşmuyor" derler; bu yüzden araştırmayı kesinlikle kendimiz yapmalıyız.
•Eğitim ve Tecrübeyi Sorgulayın: Öğretmenin eğitim seviyesi ve daha önce bu yaş grubuyla çalışıp çalışmadığı mutlaka sorulmalı, ezbere verilen "deneyimli kadro" söylemlerine asla direkt inanılmamalıdır.
•Sosyal Medya ve Paylaşımlara Dikkat Edin: "Ders kalitesini nereden anlarım?" derseniz, okulun paylaşımlarına bakabilirsiniz. Tamam, her zaman gün boyu sınıf içine kamera konup her an paylaşılmaz; ancak paylaşılan kısa bir şarkı veya ders videosunda bile öğretmenin etrafta kullandığı materyaller mutlaka göze çarpar. Sadece flashcard'a mı sabit kalmışlar, hoparlörden ses mi açıp bırakmışlar yoksa farklı materyaller var mı, buradan dersin işleyişini çok rahat çıkartabilirsiniz.
•Çocuğunuzun Gözünden ve Dilinden Yakalayın: İçeride gerçekten İngilizce konuşulup konuşulmadığını anlamanın en doğal yollarından biri de çocuğunuza kulak vermektir. Tabii ki çocuk diğer öğretmenlerle Türkçe konuşurken kulak dolgunluğuyla duydukları olacaktır, buna bir şey diyemeyiz (öğretmenlerin de kendi arasında iletişim kurması gerekir sonuçta); ancak dersi nasıl işlediğini ve içerideki atmosferi anlamak için çocuğunuza sorarak ipuçları yakalayabilirsiniz. Tabii burada öğretmeni de haksız yere suçlamamak, dengeyi iyi kurmak gerekir.
Okul seçerken ve ders kalitesini değerlendirirken şu temel noktalara mutlaka dikkat edilmelidir:
•Öğretmenin Pedagojik Yeterliliği: Yabancı dili bilmek yetmez. O kişinin erken çocukluk psikolojisini, çocuk gelişimini ve oyun temelli eğitimi bildiğini kanıtlayan belgeleri veya staj/gönüllü çalışmalarla kazandığı bir tecrübesi olmalıdır.
•Doğru Telaffuz: Çocuklar anaokulundan çıktıktan sonra sular seller gibi akıcı konuşmayacak; ancak duydukları ifadelerin ve telaffuzların doğru olması gerekir.
•Ezbere Dayalı Değil, Oyun Temelli Yaklaşım: Öğretmen dersi sadece hoparlör açıp dinleterek ya da flashcard gösterip monoton bir tekrarla mı geçiriyor? Yoksa çocukları oyuna, düşünmeye (örneğin "Do you like apples?" tarzı sorularla) ve soru-cevaplara dahil ediyor mu?
•Materyal Zenginliği ve Drama: Sınıfta hoparlör haricinde çocukların dikkatini çekecek maskeler, kostümler, sesli kart okuyucular veya interaktif materyaller yer alıyor mu? Erken çocuklukta dil ediniminde drama ve oyun temelli yaklaşımların katkısı azımsanamayacak kadar büyüktür. Dili zorunlu bir ders olarak değil; oyunun, dramanın ve günlük akışın içine doğal bir şekilde entegre edebilen öğretmenler fark yaratır.
Okul arayışındaki tüm aileler için bu dönemin ne kadar yorucu ve kafa karıştırıcı olabileceğini çok iyi biliyorum. Umarım buradaki paylaştıklarım, kararsız kaldığınız noktalarda küçük de olsa bir rehber olur ve içinize sinen en doğru yeri bulmanızı sağlar. Sınıf içerisinde miniklerle yürüttüğümüz çalışmaları, ders akışlarını ve bu tarz içeriklerimi yakından takip etmek isterseniz, Instagram hesabım üzerinden de paylaşımlarıma göz atabilirsiniz.
